Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  
Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > GLADIO - Kontgerilla

GLADIO - Kontgerilla Gladio ve kontrgerillanın dünyadaki ve ülkemizdeki tüm katliamları

Sosyalist Gazeteler

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Dersim katliamı
Cevaplar
18
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
7008
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-02-2010, 11:35   #1
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İBO'CU
HAY-MAT-LOS
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Sep 2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 5624
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 82
22 Mesajına 88 Teşekkür Aldı
Standart Dersim katliamı


Agveren Köyü/ Hozat 28.4 1938
1.Alisan Aga oğlu Weli Beg 2.Haydar Aga oglu Hasan Aga 3. Sırtıkanlı Mehmet 4.Sırtıkanlı Ahmet 5.Sırtıkanlı Ali

Cemal Weli
Birinci Dünya Savaşı ve sonrası


Dünya savaşı Osmanlı ve müttefiki Almanya imparatorluğunun yenilgisiyle sonuçlanmıştı. Savaş döneminde iktidarı elinde bulunduran İttihatı Terakki Fırkasının öncü kadrolarından ve aynı zamanda ermeni soykırımının mimarları olan Talat, Enver, Cemal Paşa ve Dr.Bahaeddin Şakir ve yakın çevreleriyle birlikte yurdışına kaçmışlardı. Kaçarlarken arkasında yalnızca bir yenilgi değil, aynı zamanla savaş durumundan faydalanarak gerçekleştirdikleri soykırım sonucunda 1.5 milyondan fazla ermeni ceseti bırakmışlardı. Cemiyetin öncü kadrolarının kaçışıyla doğan boşluktan, yine cemiyetin orta kadrolarından Mustafa Kemal ve arkadaşları yararlanıp iktidarı ele geçirdiler. İttihatı Terakki cemiyetinin adını Cumhuriyet Halk Fırkası olarak değiştirip, kendilerinide Kemalistler olarak adlandırarak yeni bir imaj yarattılar. Aslında yeni oluşan bu kadro belli derecelerde ermeni soykırımında ve rum katliam ve göçertmelerinde rol almış insanlardı ve çoğunluğu asker kökenliydi. Her nekadar ermeni soykırımından ötürü dünya çapında teşhir olmuş önderleriyle aralarına mesafe koyup, Kemalistler adını almış olsalarda ideolojik ve politik olarak önderlerini izleyip yine onların formule etmiş olduğu islam eksenli türkleştirme programına sıkı sıkıya bağlıydılar. Nitekim Talat ve Enver’in başlattığı ancak yenilgiyle birliktte kesintiye uğrayan türkleştirme projesi kendisini kemalist olarak adlandıran bu kadro tarafından devam ettirildi.. Lozan’da belirlenen sınırlar (misaki milli) içinde farklı inanışlara, etnisiteye ve dile sahip halklar yaşamaktaydı. Kemalistlerin projesi ise tek ulus (türk), tek inanış(sunni islam), tek dil (türkçe) den ibaret bir milli devlet yaratmayı hedeflemekteydi. İttihatçıların projesi ile reel durum arasındaki bu çelişki bir şekilde çözümlenecekti. Bu farklılıkların ortadan kaldırılması için esas olarak imha ve göçertme yöntemini benimsediler. İmha yöntemi soykırım derecesinde Talat ve Enver kliği tarafından 1915 yılında Ermenilere uygulanmış, rumlara ve süryanilere karşı ise sınırlı katliamlar ve göçertme yöntemine başvurmuşlardı. Savaş bittiğinde ve Mustafa Kemal kadrosu yönetime geldiğinde durum yaklaşık olarak yukarıda izah edildiği gibiydi. Projenin bu noktadan sonra devamı ve başarıya ulaştırılması esas olarak Kemalist kadronun omuzlarında kalmıştı. Kısacası tek ulus yaratma projesinin önünde en büyük engel olarak görülen gayri müslüm halkların imhası yada göçertilmesi Kemalist kadro tarafından devam ettirildi.

Kemalistler, müslüman olupta türk olmayan halkların asimilasyonunun daha kolay olacağını düşünüyorlardı. Ancak yanıldıklarının farkına kısa zamanda vardılar. Kürdler, Lozan'da sınırların belirlenmesi ve ardından cumhuriyetin ilanından sonra oluşan siyasal sistem içinde kendilerinde bir ulus olarak temsil edilmeleri doğrultusunda taleplerini sundular.

Bırakalım kürdlerin siyasal sistem içinde temsil edilmelerini, kemalistler, onların varlığına bile tahammül edemiyorlardı. Nitekim bu talepler yeni ilan edilmiş cumhuriyete karşı bir isyan olarak telakki edilip yüzbinlerce kürd katliamdan geçirildi. Ruhani ve siyasi liderleri ise idam edildi (1925 Diyarbakır -1927 Koçgiri -1930 Ağrı katliamları).

Yüzyılın ikinci soykırımının eşiğindeki tartışmalar

Ancak kemalistleri özel olarak kaygılandıran bir mesele daha vardı; Dersim. Kemalistler, Dersim’i tek ulus yaratma projesinin önünde ciddi bir engel olarak görmekteydiler. Bırakalım Dersim’in türkleştirilmesi, merkezi otoriteyi bütünüyle tanımasını sağlamak bile bir sorundu. Dersim, Osmanlı döneminden itibaren merkezi otoriteyle ilişkileri zayıf bir nevi özerk statüsüne sahip, özgürlüğüne düşkün halkın yaşadığı bir bölgeydi.

Ayrıca Dersimde yaşayanların büyük bir çoğunluğunun kızılbaş geride kalanların ise hiristiyan inanışına sahip ermeni olmalarını da Kemalistler kendileri için bir zorluk olarak görmekteydiler.
Esas olarak 20’li yılların sonuna doğru askeri ve sivil bürokrasi Dersim gibi bir engeli ortadan kaldırmanın yolları üzerine tartışmaya başladı. Birbirlerini iknaya yönelik tartışmada iki ana eğilim ortaya çıkmıştı. Birinci eğilim: Kapsamlı bir askeri hareketle Dersimlileri toptan imha ederek sorunu kökten çözmekten ibaretti. İkinci egilim ise yer yer sınırlı askeri hareketlerle beslenen ve uzun zaman dilimine yayılmış bir asimilasyonu önermekteydi. Nitekim mesliste ve diğer alanlarda yapılan tartışmalar ve ikna faaliyetleri sonucunda M. Kemal'in temsil ettiği birinci egilim hakimiyet kazanmış oldu.

Bölgeye gönderilen müfettişler M. Kemal ve kiliğinin ‘’kökten çözüm’’ önerisini haklı çıkartacak raporlar hazırlamaktaydılar. Meclise yansıyan bu tartışmalar aslında bir formaliteydi. Herhalukarda imha yoluyla sorunu çözme eğilimi baskın gelecekti. Çünkü bu eğilimin temsilcisi Mustafa Kemal idi. Aldığı kararları uygulamaya koymadan önce tartıştırmak Mustafa Kemal’in klasik taktiklerinden bir tanesiydi. Böylece ne derece demokrat ve modern bir lider olduğu imajinı yaratıyordu.

Dersim soykırımı sürecinin aşamaları


Birinci aşama: Benzeştirme, simgeler kullanma, kin ve nefret üretmek, Dersim’i hedef tahtası haline getirmek.

Kemalist adıyla ortaya çıkan bu ittihatçı kadronun ermeni soykırımından kalma tecrübeler vardı. Dersimlilere yönelik düşündükleri soykırım onların ilk pratiği değildi. Ayrıca elleri oldukça serbest kalmıştı. O güne değin, bir dizi katliamlar ve göçertmeler gerçekleştirmişlerdi. Ve bunun hesabını onlardan hiç kimse sormamıştı. Bu durumun verdiği cesaretle yeniden işe koyuldular. Dersimde bir soykırım yapmak için önlerinde pek engel yoktu. Yanlızca bir tek engelden söz edilebilirdi, o da soykırımın hedefi olacak olan dersimlilerin bu duruma karşı ellerindeki bütün araçlarla karşı koyup direnecekleri ihtimaliydi. Nitekim kemalistler bu ihtimalide hesaba katan askeri hazırlık içindeydiler. Bir taraftan askeri hazırlıkları yaparken diğer taraftan psikolojik bir savaş da başlatmayı ihmal etmediler.

Ancak tamda Ermeni soykırımında olduğu gibi, ittihatçılar imha öncesi psikolojik bir süreç başlattılar. Bu sürec adeta imhanın açılış sahnesiydi. Bu ortamın, soykırıma hazır hale getirilmesiydi. Dersimliler tıbbı kavramlarla tanımlanmaya başlamıştı. Dersimlilerin ’’çıbanbaşı’’ oldukları ve toplumun bu çıbanbaşından ebediyen kurtulması için cıbanı kökünden kesip atmak gerektiği biçiminde demeçler veriliyor ve yine bu demeçlere uygunluk arzeden makaleler gazetelerde yayınlanıyordu. Devletin en yetkili şahısları daha da ileri giderek Dersimlileri ’’haydut’’, ’’eşkiya’’, ’’cahil’’ ve ’’ hain’’olarak tanımlıyor ve onların savaş yıllarında ruslarla işbirliği yaparak osmanlı devletini ermenilerle birlikte sırtından vurmaya çalıştıkları doğrultusunda açıklamalar yapıyorlardı. Bu tür tanımlamaların bir kısmın daha önce yani ermeni soykırımı sürecinde de kullanılmıştı. Yeni bir keşif değildi. Böylece tüm kamuoyunda Dersimlilere karşı bir nefret ve kin yaratılmaya çalışılıyordu. Ermeni soykırımı sırasında Dersimlilerin devletin tüm ısraralarına rağmen bölgelerindeki yerleşik ermenileri askere teslim etmemiş olması, kendilerine sığınan ermenilere sahip çıkmaları, ittihatçılar ve onların devamı olan Kemalistlerde kapanmayan bir yara idi.

İkinci aşama: Askeri hazırlık ve soykırıma uygun bürokratik ve kanunsal düzenlemeler

Ittihatçılar/kemalistler bir taraftan ortamı bir soykırıma hazır hale getirirken diğer taraftan da askeri hazırlıklara hız vermişlerdi. Sivil ve askeri bürokrasi koordineli olarak hazırlıkları sürdürüyordu. 25 Aralık 1935’de 2884 sayılı Tunceli İlinin İdaresi Hakkındaki Kanun çıkarıldı ve Dersim’in adı Tunceli (‘Tunç Eli’) olarak değiştirildi. Ardından Birinci Umumi Müfettişlik bölgesi kapsamında bulunan Elazığ, Tunceli, Erzincan ve Bingöl’ü içeren Elazığ merkezli Dördüncü Genel Valilik kuruldu. Bu genel valiliğin başına General Abdullah Alpdoğan atandı.

Daha 1930' lu yılların ilk yarısından itibaren giriş çıkışlar tamamen denetim altına alınmış dışarıdan erzak alımı önemli ölçüde sınırlandırılmış halk adeta açlığa mahkum edilmişti. Askeri yığınakların hızı ve büyüklüğü dikkat çekiciydi. Stratejik noktalara karakollar inşa ediliyor okul adı altında ise cephane depoları inşa ediliyordu. Yine dikkate değer bir nokta ise yurtdışından getirtilen mühendisler hummalı bir faaliyet içindeydiler; köprüler ve yollar inşa ediyorlardı. Bütün bunların ne anlama geldiğini Dersim’in ileri gelenleri çok iyi biliyorlardı; yol ve köprü yapımının olağanüstü bir askeri sevkiyatın sinyali olduğunu bunun da bir katliam yada soykırıma hazırlığın parçası anlaşılıyordu. Nitekim Ermeni soykırımı henüz hafızalardan silinmemişti. Yine mevcut durumda Dersimliler için iki secenek vardı: ya soykırıma karşı direnecekler yada soykırımı passif bir şekilde karşılıyacaklardı. 1937 yılının Mart’ında Dersim’in etrafı tamamen asker tarafından kuşatılmış, giriş çıkış yolları kontrol altına alınmıştı. Türk askerinin taaruza geçmesi için artık saatler sayılıyordu. Direnişci güçler ordunun ilerleyişini engellemek için 20-21 martta ahşap pah köprüsünü yaktılar. Böylece türk ordusu köprünün yakılmasını bir isyan olarak lanse edip, taaruza geçti. Böylece iki aşamalı askeri hareketin birinci aşaması başlamış oluyordu.

Üçüncü aşama: İki aşamalı askeri hareketle Dersim'in toptan imhası ''Kökten temizlik''

Askeri hareketin birinci aşaması ve hedefleri

Katillerin merhameti: öldürmeden önce bir tas su

Askeri hareketin birinci aşaması Dersimlilerin ruhani ve dogal liderlerine ve onların aile ve yakın cevresini ve direnişin dinamik güçlerini hedeflemekteydi. Çünkü hedefe alınan bu kesim yok edilmeden sorunu ‘’kökten çözmek’’ ‘’kökten temizlemek’’ mümkün görülmüyordu. Soykırım yoluyla sorunu kökten çözmeye karşı direnci kırmanın en pratik yolu soykrıma karşı bir dreniş gösterecek güçleri ilk etapta imha etmek gerekiyordu. Böylece doğal liderlerini ve gençlerini yitirmiş dersim halkını ortadan kaldırmak daha kolay olacaktı onlar için. Nitekim askeri hareketin birinci aşamasında bu hedefe ulaştılar; Başta ruhani lider Seyit Rıza ve ailesi olmak üzere bir çok direniş gösteren aşiret liderleri ve yakın cevreleri ve yaşadıkları köyler sakinleriyle birlikte imha edildi. Geriye ise tarafsız aşiretler ve doğal yöneticileri imha edilmiş halk kalmıştı. Ordu iklim koşullarınıda dikkate alarak kışa doğru harekete son vermişti. Devlet önemli ölçüde bölgeyi kontrolü altına almıştı. Askeri hareket sona erdiğinde İsmet İnönü şöyle diyordu: ’’Dersim meselesini ortadan kaldırdık, son verdik. Dersim müşkilesinden kurtulduk. Dersim'i her türlü askeri hareketlerle temizledik’’ .

Ancak başından beri amaç bölgede merkezi otoritenin tesisinden ziyade, toptan temizlik olduğundan ikinci aşama bir askeri hareketin hazırlığına başlandı.


(Hasan Saltık'ın arşivinden / NTV-TARİH/ Sayı: 11-Aralık 2009)



Askeri hareketin ikinci aşaması ve nihai hedef


Katiller ve Kurbanlar

1938’in baharına doğru diğer bölgelerden takviye birlikleri Dersim’e doğru sevk edildi. Giriş çıkışlar tamamen kontrol altına alınmıştı. Bölgeye gıda maddelerinin girişi kısıtlandığından halk neredeyse açlığa mahkum edilmişti. Bırakalım bölge halkının direnmesini hayatta kalma mücadelesi vermekteydiler. İkinci askeri harekete tatbikat süsü verildi. İkinci askeri hareketle soykırım süreci tamamlanmış olacaktı. İkinci askeri hareketin hedefi birinci askeri hareket sonucunda ruhani liderlerinden ve onları yönlendirebilecek doğal yöneticilerinden ve onları savunabilecek direnişcilerinden yoksun bırakılan halkın imahasıydı. Nitekim birinci askeri hareketten yaklaşık bir yıl sonra 1938’in ilkbaharında ikinci askeri hareket başlamış oldu. İkinci askeri hareketin ile ilişkin dönemin başbakanı Celal Bayar yıllar sonra anılarında şöyle diyordu: ’’ *******; ‘ sorumluluğu üzerime alıyorum, vuracağız Dersim’i ‘ dedi ve vurduk’’
Böylece ikinci askeri hareket başlamış oluyordu.

Askeri hareketin birinci aşamasında olduğu gibi ikinci aşamasında da , türk ordusu, önce havadan köyleri bombalıyor arkasında da kara saldırılarını başlatıyordu. Hava bombardımanlarından korunmak amacıyla köylerini terk ederek mağaralara sığınan aileler zehir gazlar yoluyla imha edildi. Köyünde kalanlar ise askerler tarafından etrafı samanlarla cevrilmiş köy meydanına getirilip, diri diri yakıldı. Can havliyle alevlerin içinden çıkanlar mitralyözlerle tarandı. Genç kızlara tecavüz edildikten sonra kurşunlandılar. Türk askerinin eline geçmemek için yüzlerce dersimli kız genç bedenlerini uçurumlardan bırakarak hayatlarına son verdiler. Türk askeri bir kısım halkı ise genç yaşlı cocuk kadın demeden ''sürgüne gönderileceksiniz'' diye toplayıp, köprü üstlerine getirip her iki taraftan tarayarak imha ettiler. Köprüden nehre atlayarak canını kurtarmaya çalışanlar nehrin iki yakasında mevzilenmiş askerler tarafından daha havadayken kurşunlandılar. Erkekler boyunlarından zincirlenerek askeri kışlalara götürülüp, kurşuna dizildi. Diğer bölgelerde askerlik hizmeti yapmakta olan dersimliler birliklerinden alınıp, imha edildiler.

İmha sırasında ceviz ve armut ve ağaçlarına tırmanarak kurtulan çocukların bir kısmı ve yine tesadüf eseri kurtulan bazı köylülerle birlikte batı kentlerine sürgün edildiler. Böylece dersimlilerin katledilmediğini ipdai yerlerden alınarak daha da modern bölgelere yerleştirildikleri imajını yaratmaya çalışıyorlardı.


Ölüm Yolculuğu

Sonuç

Birinci ve İkinci askeri hareketten geriye genç, yaşlı, çocuk ve kadın olmak üzere 70 bine yakın ceset kalmıştı. Böylece, Ermeni milletini imha ederek yüzyılın ilk soykırımını gerçekleştiren İttihatçıların devamı olan Kemalistler de 20. yüzyılın ikinci büyük soykırımını gerçekleştirmenin mutluluğu ile zafer nidaları arasında siyasi ve askeri karargahlarına geri dönmüşlerdi.

Kasım 2008/dersimsoykirimi.org ALINTIDIR
______________________________________________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.



İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-02-2010, 21:05   #2
 
zerdust1917 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
zerdust1917
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jun 2009
Üye No: 22775
Mesajlar: 95
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Dersim katliamı

Bu ittihatçı zihniyetten resmen TİKSİNİYORUM!Paylaşım için teşekkür ederim
______________________________________________________
GÜLÜ,GÜL İLE TARTAN BİR DÜNYA İSTİYORUM...
zerdust1917 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2010, 22:14   #3
 
freeedom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
freeedom
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Aug 2009
Üye No: 25355
Mesajlar: 4
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Dersim katliamı

Bu fotoğraflardan varmı elinde daha üstadım, bende o dönemle ilgili birkaç statükocu gazete sayfası var gerçi ama bu resimlerin hiçbiri yoktu. Elinde daha varsa bu resimlerden paylaşırsan çok sevinirim. Zira orada nasıl bir katliam olduğu hakkında kamuoyunun pek fazla bir bilgisi yok...
freeedom isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26-02-2010, 22:52   #4
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İBO'CU
HAY-MAT-LOS
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Sep 2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 5624
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 82
22 Mesajına 88 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Dersim katliamı

Alıntı:
freeedom Nickli Üyeden Alıntı
Bu fotoğraflardan varmı elinde daha üstadım, bende o dönemle ilgili birkaç statükocu gazete sayfası var gerçi ama bu resimlerin hiçbiri yoktu. Elinde daha varsa bu resimlerden paylaşırsan çok sevinirim. Zira orada nasıl bir katliam olduğu hakkında kamuoyunun pek fazla bir bilgisi yok...
Arayacağım, ya da hep birlikte arayalım sınıf kardeşlerim.
______________________________________________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.



İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-02-2010, 21:18   #5
 
kanlıbey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kanlıbey
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Oct 2009
Üye No: 26334
Mesajlar: 212
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Dersim katliamı

Dersim katliamını yapanları lanetliyorum.
Ve,,

Bir daha bu tip katliamların olmadığı bir dünya özlemimi dile getirirken,Dersim trajedisinin kalbimde özel bir yara olduğunu hatırlatırım.


Hiç bir şey özgürlükten daha değerli olamaz..
______________________________________________________
Komünist
kanlıbey isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-02-2010, 12:09   #6
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İBO'CU
HAY-MAT-LOS
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Sep 2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 5624
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 82
22 Mesajına 88 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Dersim katliamı

Alıntı:
kanlıbey Nickli Üyeden Alıntı
Dersim katliamını yapanları lanetliyorum.
Ve,,

Bir daha bu tip katliamların olmadığı bir dünya özlemimi dile getirirken,Dersim trajedisinin kalbimde özel bir yara olduğunu hatırlatırım.


Hiç bir şey özgürlükten daha değerli olamaz..
Bazı başlıklarda seninle zıt kutuplarda ve farklı tezleri dile getirir konumda olduk.

Ancak senin iyi niyetinden ve devrimci ahlakından zerre kadar şüphe duymadım.

Hoş ve esen; aynı zamanda devrim yolunda kal değerli kardeşim.
______________________________________________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.



İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-02-2010, 12:25   #7
 
Jiyanî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Jiyanî
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Nov 2009
Üye No: 26799
Mesajlar: 83
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Dersim katliamı

Dêrsim ver ra sono..Welat Mamekîya..Daye qesey bike..Tu çi dîya çi nêdîya..Çire heredîya? ...Vana hirs û heştîa..Têpîa wêsanîye...Lacê'm çi pers kena...A kem a dîya keşî nêdîya...Omrê mi qedîya...

(Dersimin önünde Mamekiye toprağı...Konuş anne...Ne gördün, neler çektin...Neden küskünsün...Diyor ki otuz sekizdir...Sonrası açlıktır hep...Oğul ne sorarsın.Bizim çektiğimizi kimse çekmedi...Ömrüm tükendi...)


Ben o zamanlar daha genç kızdım lacê'm.(oğlum).Anam Zêle bahtsız kardaşıma yüklüydü.Babam Axuçan Aşiretinden gelmekteydi. Rayberdi anlayacağın. Bir astoru vardı.Beyaz atları bilirsin ya...Sanki Xızır'ın atı...O yürürken biz ardından yalın ayak koşar ellerimiz ile arpa verirdik...Kimse de bizi ayıplamazdı...

O zamanlar köyümüz şimdiki gibi değildi...Evlerimizin sayısı, gökyüzündeki yıldızlar kadar çoktu. Geceleri locînlerin(ocakların) aydınlığı bile güne çevirirdi köyümüzü.

Şimdi ise evlerimiz yok olmuş, locînlerimiz sönmüş...Yüreğimizdeki ateşler ısıtır bizi...


Mamig'den köyümüze bir çok kara haber geliyordu...Diyorlardı 'geliyorlar gidin'..Karşı köyün hepsi Elaziz'e gitti.Duyduğuma göre Mazgirtten de Xarpit ve Erzingan'a gidenler oluyordu;ama biz gitmiyorduk.. Sey Riza diyorlardı Şex Hesenanlardan... Ben hiç yüzünü görmemişim... Bizim milleti topluyor, gençleri çağırıyor, diyorlardı... Birkaç zaman sonra köyden gençler gitmeye başladı... Mamig'e giden geri dönmüyordu..Biz Mamig'e gittiklerini sanıyorduk; meğer direnişçilere katılıyorlarmış.

Günler geçtikçe haberler daha da kötüleşiyordu. Etraf köylülerden birçok yeni haber alıyorduk. Diyorlardı Pûlur, Mazgir ve Vacugi'de bir çok insan öldürülmüş. Köyümüzdeki bazı gelinler Şadillî'lerden,Xranlar'dan gelin gelmişlerdi ve haberler ardından hep aşiretlerine ağıtlar yakıyorlardı... Köyün bütün kadını,erkeği cem odasına toplandılar bir gün ,onlar gelirse neler yapacağımızı şaşırmıştık. Bir taraftan haberler geliyor,yaklaştıklarını duyuyor diğer taraftan neler yapacağımızı bilmiyorduk.

Hayat devam ediyordu elbet. Anam Zêle ile buğday kırıyorduk bir gün.Evimiz yolun kenarında olduğundan köye gelenleri önce biz görürdük. İlerden küçük bir toz bulutu yükseldi... Anam durdu... İleriye baktık... Önümüzden kısraklarını sürmüş iki cûamerd(genç mert) hızla geçtiler. Anam içeri koştu... Koşarken zorlanıyordu, bahtsız kardaşımızın yükü ağırdı belli. Ben hemen ardından koştum, çuvallardan bohçalara non(ekmek) dolduruyordu anam.Ne olduğunu anlamadan ona yardım etmeye başladım.Derken babam bağırarak ve koşarak avluya geldi...

'Yeno yeno dijmin yeno Zêle!'
(Geliyorlar... Geliyorlar! düşman geliyor... Zelê!)

Ahırdaki mangayı(ineği) çözüp avluya bıraktık.Bir kaç saman yığını serdim önüne.Onu yanımıza almayacağımızı söyledi babam.Bir kaç saat sonra tüm köylü bir aradaydık.Hepimizin yüzlerinin rengi gitmişti.Ayaklarımıza kalın yünden bezler sardık. Deriden çarık giyerdik o zaman ancak onlar dayanıksızlardı. Anam kardeşlerimi ve beni kendine doğru çekiyor ,kalabalığın içinde saklamak ister gibiydi.Hızlı hızlı dağlara doğru yürümeye başladık.Kalabalığın ortasından,arkasından,önünden ağlayış sesleri ,ağıtların tınısı geliyordu kulaklarımıza... Kadınlar geri dönüp evlerimize bakıyor ve daha çok ağlıyorlardı.Hep yukarı çıkıyorduk...Nereye gittiğimizi kimse bilmiyordu ama bütün mezraları geçmiş,yaylayı aşmıştık... Erkekler aralarında 'Bir günlük mesafeyi kapatalım boğaza kadar gidelim' diye konuşuyorlardı.Acıkmıştık,susuzduk ama korkudan mı bilmem, dağlara alışkanlığımızdan mı hep yürüyorduk... Ardımızda toz bulutu ve evlerimiz,damımız yürüyorduk... Gece bastırmaya başlamıştı... Geceleri dağlara soğuk düşer... Siz bilmezsiniz, hep şehirlerde büyüdünüz siz... Ayaz olur ,donacaksın sanırsın.

Durmalıydık, ormanlık bir alanda ağaçların, kayaların diplerine uzanıp uyuduk... Sabah bir çoğumuz geceki soğuktan halsiz kalmıştı... Güneş doğmaya başlamadan tekrar yola koyulduk... Bir dağı aşıyor diğerine varıyor,tepeleri geçiyorduk..Artık ardımıza bile bakmıyorduk..Güneş doğarken köyün bütün erkeği kadını ellerini dağlar ardından doğan güneşe çevirerek dua edip dileklerde bulundular.Hepsinin dilekleri aynıydı..


Vaje Bavo, no sêne dewrano..Hard û asmên vêseno...Wayirê dîna veng dano ma..Ma şime Jelê ma wedaro... (2)

(Söyle Baba, bu nasıl devrandır..Yer gök tutuşmuş tümden yanıyor..Alemin sahibi bize sesleniyor..Gidelim,Jelê saklasın bizi)

Kaç gün yürüdüğümüzü bilmiyorum; ancak Güneşin doğuşu bir güvercinin yiyeceği buğday tanelerini aşmıştı. Bir zaman sonra kayalık bir yere vardık...Küçük mağaralar sarp kayalar üzerinde sanki Xızır'ın evi gibi duruyorlardı..Üç parçaya ayrıldık ve üç mağaraya tırmandık..O gece orada kalacaktık..Anamda derman kalmamıştı.Çoğumuzun ayakları yara içinde kalmıştı ve günlerdir ekmek yiyorduk.Nihayet o da bitmişti..Gençler yiyecek bir şeyler aramaya gittiler..Derken kulaklarımdan ciğerlerime inen bir çığlık işittim..Anam bağrınıyor ,dövünüyordu..Yaşlı kadınlar hemen başına toplantılar ,bir saati bulmadı ki bir bebek sesi geldi kulağıma..Babama diğer mağaralardan selam gönderdi bütün köylüler..Yolumuzu aydınlatmasını dilediler..Adını Berzo koydular..Yükseklerde doğduğu için Berzo olmasının iyilikler getireceğini söylediler..

Anam biraz kendini toplayıncaya kadar mağaralarda durduk..Sonra yeniden yola koyulduk ama Braye Asmên'in sülalesi bizden ayrılacağını Xarpit'a doğru gideceklerini söylediler..Diğer köylüler karşı çıksa da bizden ayrıldılar..


-Wêsanîye xirabê lace mi..Ray nêzono..
(Açlık zordur lacê'm yol şaşırtır..)

Sonradan öğrendik ki Brayê Asmên'in sülalesi bir mağarada saklanmışken hepsini duman ile öldürmüşler..Bunu nasıl yaparlarmış bilir misin.?.Mağaranın kapısına odun yığıp yakarlar duman içeri girer..İçerde ne var ne yoksa alır gider..****


Yemeğimiz azalmıştı..Yolda ne bulursak yiyorduk. Anam hasta düşmüştü ama Berzo için yürüyordu..Kucağında bir can vardı ve kaçmalıydı..Bir gün aşağı taraflardan bir köye rastladık. Alixanların köyü olduğunu söyledi yaşlılarımız. Köy bomboştu..Evlerde birkaç lokma aradık ama pek fazla bir şey bulamadık. Derken bir kadın çığlığı ile irkildik. Çığlıkların geldiği yöne doğru koştuk ve karşımızda bir eve doldurulmuş insan ölüleri ile karşılaştık. Çoluk çocuk kadın yaşlı demeden hepsini süngüden geçirmişlerdi. Ölümleri birkaç günlük olmalı ki kan gölü katılaşmış çoğunun yüzünün rengi kararmıştı. Benim şimdi bile hatırlarken yüreğim bir başka olur..
--Ahxx undera Dêrsim!.... Ero Şima na milet se kerd? Berd koti qirr kerd?Ahx.. No ke nae rê tabat keno, vêneno, zerria xo kemera. Mi ke damîs do, dêma ke zerria mi ki kemere bîya, belkîa zerrê mi endî nêşkîno pê bivêsno
(Ahx batası..Siz bu millete ne yaptınız nerelere götürüp kırdınız?. Bu görüntüye ancak taş yürekli insanlar kaldırır.Ben dayandım belki ben de taş yürekliyim..)


Ağıtlar ile kaçtık o köyden..Yine yukarılara gidiyorduk. Kaçıyorduk lacêm..Fida Xatun vardı aramızda, köyün yaşlı kadınlarından..Onu yolda toprağa teslim ettik. Korku doluyduk ,bir gece bile bekleyemedik mezarı başında. Yüreğime hala acıdır, toprağı üstünü örtsün..

Bir gün dağlık arazide yaşlı bir Budelay'a rastladık. Üstü bizim gibi kir ve pas içindeydi. Bize hangi aşiretten olduğumuzu sordu. Ve Axuçanlardan, Kureyşanlardan bir çok insanı esir alıp, katlettiklerini söyledi...O gün bize katıldı..Ölürsek beraber ölelim dedi ve gördüklerini hem yürüdü hem anlattı. Yürürken etrafını sarıp can kulağı ile onu dinliyor köylülerimizden,insanlarımızdan, tanıdıklarımızdan birkaç haber alabilme umuduyla gözlerine bakıyorduk. Ancak hiç güzel haberler söylemiyordu. Ölüm,kan,süngü,agir makine,esker ..Durmadan söylediği buydu...

-Axirî mirenîme! Ma era ser mefîme ki, merdena nîanêne mepîme, biremîme, zê qamoron mirenîme!
(Nasıl olsa öleceğiz, ölümü bekleyeceğimize yürürken beraberce ölürüz..)

Nereye gittiğimizi bilmiyordum delalê mi.Böyle ,sürüsüne kavuşamamış kuşları düşün, yönü,izi olmadan kaçıyorduk..Bir gece silah sesleri ile uyandık sığındığımız mağarada.. Sesler uzaktan geliyordu ama sanki hepsi yanı başımızda patlıyordu. Bazımız gidelim dediler ,bazımız ise kalıp saklanmayı istediler..Silah sesleri gittikçe yaklaşıyordu ,çıkmamızın kötü olacağını ,hepimizi süngü ve agir makinalar ile öldürebileceklerinin kararına vararak orada saklanmaya devam ettik. Silah sesleri yabancıydı bize ve dağlarımıza..Ama durmadan yakınımıza geliyordu sesler..Sabaha doğru sesler yanı başımızdaydı.Gençlerden bazıları dayanamayıp dışarıya gittiler ama onlar hiçbir zaman gelmediler..Sesler geliyordu, Berzo kardaşım uyanmıştı.Anamda süt yoktu ki kurban.. Boş meme susturur mu bir bebeği..Durmadan ağlıyordu Berzo..Kadınlar anama onu susturmaları için yalvarıyorlardı.Anam da çaresizce Berzo'ya yalvarıyordu..


-..Meberbe phitê mi, mezirçe phitê mi, sê ke tumo tepîkî ma ser de esker ra esto. Eke vengê to hesnenê, mare pêro kisenê..Meberbe..
(Ağlama bebem..Hadi sus..Bak her tarafta askerler var..Sesini duyarlarsa gelip bizi öldürürler..Ağlama..)

Berzo susmuyordu.Ma bir bebek yalvarmadan ne anlardı.?.Sesler ve açlık katık olmuştu gözyaşlarına..Çığlık atıyordu Berzo..Anam ağzını kapamıştı Berzo'nun.Alaca karanlıkta bile yüzünün renk attığını görüyordum..Aydınlık yüzü kayboluyordu ..Derken kayalarda patlayan büyük taşlar atmaya başladılar.Güvercinler gibiydik..Taşlar ile vurulmayı bekliyorduk.Bir kaç taş attılar ve bizden uzaklaştılar.Gözümüz hep kapıdaydı..Ne zaman bir taş ya da elleri süngülü eskerler girecek diye bekliyorduk ..Ama gidiyorlardı.Gittiklerinden emin olduktan sonra hepimiz derin nefesler aldık.Anam eli Berzo'nun ağzına kilitlenmiş gözleri açık ,olan biteni anlamaya çalışırken bebeği hatırladı..Berzo susmuştu..Berzo uyuyordu..Berzo korkmuş muydu?

-Bexo Berzo Bexo! Bexo qurban..Berzo..Ero Berzo...Ahxxx phitê miiii!Ez phitê mi kisttt derezayor30;!
(Uyan uyan Berzo..Ey Berzo..Bebeğim..Ben bebeğimi öldürmüşüm dostlar!)

Ma Berzo sen neden ağlamıyorsun..Ma ana Berzo süt istemez mi..?Berzo gitmiş..Berzo susmuş....Benim bahtsız kardaşım,kadersiz anam..

Ahx le mine bie bie..Phitê min ê çewreşi rê bie..Dar û kemer dezîya mi ver vêseno..Qulva tarîye de qe sodir nêbeno..Meberbe phitê mi meberbe..Dijmin bervisê to hesneno!..

(Vay bana.. oldu olanlar kırkında bebeme oldu..Dağ taş acımdan tutuşmuş yanıyor..Bu karanlık delikte sabah olmuyor..Ağlama yavrum ağlama... sesini duyarlar..)

O andan sonra ikisi de gittiler. Anam ağlamasını susturmak isterken elini sıkı tutmuş. Berzo anamın ellerinde boğularak ölmüş..Anamı köyün hiçbir kadını susturamadı. Berzo'yu bir kaya dibine gömdük..Hep orada kalmak istedi.Ağıtlarında ben bebeğimin katiliyim görün beni dedi..Yürümüyordu anam, erkekler onu kollarından tutup sürüklüyorlardı..Bebeğini istiyordu..Böyle acıları yaşadık biz lacê'm..Böyle zulmü..

Ahx dayê cigera mi..Ahx phitê Berzo.. Adir cao ke kuno ra ci, ucay vêsneno biko..No aciyê ke adir ra zêde vêsnenê, pero Kîrmanc diyo...

(Ahx ciger anam..Bebek Berzo ahx... Ateş düştüğü yeri yakar oğul; ama ateşin acısından çok daha büyük acıları her Kürt yaşadı)

Acılar olsa da, ölümler olsa da yaşıyorduk ve yürüyorduk..Bir dağı aşıp diğerine varıyor evine dönmek isteyen bir kuş gibi etraflıyorduk dağları..
Berzo'nun ölümünden çok geçmemişti, bir gece uykudan kısa bir çığlık ile uyandık..Erkekler hemen ne olduğunu anlamaya çalıştılar. Anam kendini kayalardan atmış..Yerde cansız yatıyordu..Hemen kayaların dibine koştuk.. Usulca sarıldım anama. Soğuyu vermişti bile..Zaten ısınmamıza bile izin verilmiyordu ki topraklarımızda.Benim garip anam bebeğinin acısına dayanamamıştı, canına kıymıştı..Ahx lacê'm ben öksüzlüğü tattım tertele ortasında..Ben acıyı yaşadım kendi toprağımda..Üst üste geldi her şey..Anamla dövdüğümüz buğday daha kendini bulmamışken ben öksüzlüğü buldum dağlarımda..Anamı bir kaya dibine yatırdılar Berzo gibi...Acı ki bir damla su bile serpemedik üstüne..

-Hala cigara bide mire qurban...(Hele bir cigara ver kurban)

Ahx çimê mi(gözüm) yine efkar çöktü üstüme..Konuşturuyorsun beni..

-Eke nêvazena, meva prika mi(Eğer istemiyorsan anlatma nene)

Nê,Nê(Hayır Hayır) anlatayım da öğren..Anlatayım ki sen de anlat..Bilsinler ne acı görmüştür milet a Kîrmanciye..

Bir hafta sonra direnişçiler ile karşılaştık..Bize ekmek verdiler..Seyid Rıza'yı anlattılar..Gençlerimizin çoğu onlarla birlikte bizden ayrı yöne gittiler..Analar onlar için sevindiler..Çünkü onlar haklı olanı yapıyorlardı...Topraklarına atılan taşların önünde çocuklar,analar için duruyorlardı.. Bizlere yön gösterdiler, insanlarımızın çoğunun olduğu yöne doğru yöneldik ve bir kafile ile karşılaştık.Onlar da bizim gibi toprakları etrafında dört dönüyorlardı, bir gün evlerine dönebilme umuduyla..Acılarımızı,ölümlerimizi ve haberlerimizi paylaştık..Ne kadar geçti hatırlamıyor bu yaşlı hafızam ama birkaç zaman sonra bizi bir grup Dêrsimli buldu.Bizlere direnişçilerden olduklarını söylediler. Ve tertelenin bittiğini herkesin Mamig'in içine gittiğini bizim de oraya gitmemizi söylediler..Sevinç çığlıkları, şarkılar yükseldi..Tertele bitmişti toprağımıza geri dönüyorduk..Mamig'e yaklaştığımızda bizleri eskerler karşıladı..Ne olduğunu anlamıyorduk..Hani gitmişlerdi diyordu herkes birbirine..Bizleri bir alanda topladılar..Tüm sağ kalanlar perişan haldeydiler ve biz o zaman anladık tuzağa düşmüşüz.. O kişiler diğerlerinin de karşılarına çıkmışlar ve aynı şeyleri söylemişler..Meğer onlar Dêrsimli değil, Tunceliliymiş..

Bir alanda tutuluyor,bulunduğumuz yerde uyuyorduk..Yüzlerce insan açlık ve ölümü yaşıyordu her gün.Bir sabah etrafında eskerler olan biri gelip bağıra bağıra bir şeyler söyledi; ama kimse anlayamadı..Çünkü kimse onun dilini bilmiyordu.Konuşması bittikten sonra yanlarında bulunan biri gelip dediklerini dilimize çevirdi.Seyid Riza'nın ve yoldaşlarının asıldığını söylüyordu.Her asılanın ardından ağıtlar ve çığlıklar yükseliyordu..


-Sey Riza!
-...ahx Laze Babayo...Ahx Mire Welattt!De bê !!!!Feleq qimis bio..Şiya harde siaê..Çê ma rejîyaye..
(Ahx babasının oğlu, toprağın kahramanı, haydi gel ! Felek kıymış sana..Koymuş kara toprağa..Evimiz yansın)
- Lazê Sey Rizayo Resik Uşen(Seyid Rıza'nın oğlu Resik Hüseyin)!
-...wey wey..Lazê mirê ki şi..!(o kahramanın oğlu da gitmiş)
- Şeyhan aşireti reisi, Seyid Uşen, Yusufan aşireti reisi Kamer'in oğlu Fındıq!
-Tilililili !!!!!!!!
- Demenan aşireti reisi Cebrail'in oğlu Hasan,
-Ahx şehide Demananu..Name to çiqa şirino!(Ah Demenanların piri ismin ne şirindir)
-Kureyşan aşiretinden Ulkiye oğlu Hesen, Mirza Ali'nin oğlu Ali!
-............

Sonra ne mi oldu..Sonra bizi parça parça ettiler..Kardaşları birbirinden ayırdılar..Bazılarımız toprağımızda kaldı..Bazılarımız ise Aydın'a,Bursa'lara,İzmir'lere sürgün edildiler ve adını daha bilmediğim bir çok yere..O günler anlatılarak bitmez bıko..Ama bir mirastır sürer gider..

Sey Riza idam masasına kendisi çıkıp ,kemendi boynuna geçirmişken bir şeyler söyler ve bunlar kulaktan kulağa yayılır..Şimdi tüm yaşayanlar bunu diğer yaşayanlara ve yaşatacaklarına anlatırlar..Sen de anlat..Söyle..

Mi fend û na şima de bas nê kerd mire bi derd.
Mi ki şima re vile ronêna ,No ki şima derd vo..!
(Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim bu bana derd oldu.Ben de sizin önünüzde baş eğmiyorum bu da size DERT olsun!!)

Ma Zerê Tertele Dêrsim De Oncîa Amey Dina: Biz Dersim Tertelesinin ortasında Yeniden Dünyaya Geldik.
(1)M.Çapan
(2)G.Ataş

Jiyan KUREYŞAN(Anı-Makale)

23.12.2006
Jiyanî isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-02-2010, 13:00   #8
 
vurgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vurgun
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart Cevap: Dersim katliamı

Dünden bugüne ne degisti yada ne degisecek? hic
Din kullanilarak bu tür katliamlar olmaya devam edecek Ortadoguda oldugu gibi,bizlerde onlarin cetenesini tutacagiz
Amaclarina ulasmak icin her türlü onursuzlugu yaptilar her yola basvurdular mesela Alevi geleneginde var olan kirvelik kurumunu kullandilar Kirvelik bizde kan bagina dayali olan iliskilerden bile önde tutulur.Yakinlarina güvenmeyen aleviler kirvelerine güvenir generaller de bu bu noktadan hareket ederek yapilan bir suikasti kirvelerin elleri ile islemisler Aliser ve Zarifenin öldürülmesi bu sekilde olmustur .
  Alıntı ile Cevapla
Alt 08-03-2010, 11:32   #9
 
tijiroj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
tijiroj
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Mar 2010
Üye No: 28885
Mesajlar: 1
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Dersim katliamı

jiyani arkadas,
yazisini yayinladiginiz jiyan kureysani taniyormusunuz.taniyorsaniz lütfen benimle iletisime gecin
tijiroj isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-07-2010, 04:03   #10
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İBO'CU
HAY-MAT-LOS
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Sep 2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 5624
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 82
22 Mesajına 88 Teşekkür Aldı
Standart

Sen katliamı yapanların ağzından konuşuyorsun; çarptırılan gerçeklerden bi habersin.

Aradan yıllar geçtikten sonra Senden peydahlananlar da emin ol ki Gazi Mahallesi katliamını, Maraş ve Sivas Katliamlarını da aynı senin gibi haklı göstermeye çalışarak bu şekilde zırvalayacaklardır.

Hastahanenin Çocuk acil servisine, Okulda eğitim gören bebelerin üzerlerine gaz bombası atan resmi devlet zihniyeti var oldukça bu gibi katliamların da olacağı bir aşikar.

Ancak ve ancak Hesap soruculuk geliştirilir ve bu tip olumsuzluklar her türlü kamuoyuna teşhir edilirse ancak ve ancak önlenebilecektir.

Bu forma yazdığın ilk mesajda bu denli devlet ağzıyla döktürdüğüne göre ya sen; yada ebeveynlerin katliamı yapanların ardıllarının beslemelerindensiniz.

Bu ap açık ortada.
______________________________________________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.



İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-07-2010, 14:24   #11
 
Chekist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Chekist
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Feb 2010
Üye No: 28764
Mesajlar: 53
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

İşiniz gücünüz nefret tohumları ekmek ve gerçekleri saptırmak. Sovyetler'in sizin katliam dediğiniz olaylarla ilgili istihbarat ve değerlendirmeleri ortadayken siz olayın gericilik kaynaklı olduğunu unutturarak kendinize şanlı bir ulusal direniş geçmişi yaratmaya çalışıyorsunuz. Oysa PKK dışındaki bütün Kürt ayaklanmaları ya dinsel sebeplerden ya da yerel feodal beylerin kişisel hırslarından kaynaklanmaktaydı. Daha ağa kulluğun aşılmadığı dönemlerde ne ulusal mücadelesi.

Ermeni soykırımı konusunda da, karşılıklı öldürmeler elbette oldu. Ve evet, Ermeni isyanı yüzünden, bir çok Ermeni sürüldü, bir kısmı da öldü. Ama öyle soykırım falanda olmadı.

Madem o kadar soykırım çetelesi tutmaya meraklısınız, benim ailemin yarısı -anne tarafı- Boşnak. Önce Sırplar (ve Hırvatlar) -bizi Boşnakları- siz Türksünüz, müslümansınız vs. diye kestiler. Arnavutluğa göç ettiler, yine saldırıya uğradılar, sürüldüler. Dedeağaç'a geldiler. Yunan işgali başlayınca yine etnik temizlikler, sürgünler (Hani 1974 öncesi Kıbrıs'taki gibi).

Tabi bizimkilerle birlikte Türkler de soykırıma uğradı ya neyse.
Ayrıca... Burada yazılanlar eleştiri sınırlarının ötesinde kalıyor.

Kaldı ki, biz de katliam hikayeleri anlatırsak, Arap ihaneti, Kürt ihaneti vs. hikayeleri anlatan Türk Faşistlerinden ne farkımız kalır?
Bizim hedefimiz, ayrılıkları değil, birliktelikleri güçlendirmek olmalıdır.

Kan hikayeleri üzerinden halkların kardeşliği değil, ayrılıkçı şovenizm beslenir.
Chekist isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-07-2010, 14:36   #12
 
Bican, - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bican,
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jul 2010
Üye No: 30343
Mesajlar: 18
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

KIRILSIN DAĞLARIN KİLİDİ... UYANSIN BAWA

Bir çığlık yükseldi lirtikten
Yırtarak gecenin karanlık esvabını
Duman tütmedi bacalardan
Kar ha düştü ha düşecek
Analar bebelerin ekmeğine doğradılar
Bawanın acısını
Pirim kaldırdı başını
Kaldırdı kerbeladan kalan yasını
emanetleyip acısını kanadı kırık turnalara
Baktı dağlara baktı
Baktıkça kapandı ovanın bütün kapıları
Ve kitlendi
Kitlendi dağların kilidi
Ve herkes öğrendi ki
Deşt’te uyumak yol almakmış ölüme

Zulmün gölgesi düştü
Dersime
Uzaktı Amed
Yollar uzaktı
Kanatlandı zalimler
Bir halkın üstüne gölgeleri düştü
Diyarbakır’dan kalkan cellâtların
Kızıl Bir kan yürüdü
Adı gibi kızıl dağda
Bir kan yürüdü zelde
Yürüdüler
Yürüdüler
Kalanlar sürüldüler koyun sürüsü gibi
Yollara vuruldular aç, susuz
Birde isimsiz ve kimliksiz
Sırtlarında dipçik mavisi
Götürüldüler
Bilinmeyen kırk kat uzak diyarlara sürüldüler

Hala çığlıklarından çığ düşer
İksorda dumana verilenlerin
Hala çiğdem çiçek olup açarlar
Hala analar bebelerini, bebeler analarını arar
Beton duvarların arkasında
O kan durmaz
Hala akar Tujikte

bican
Bican, isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-07-2010, 17:21   #13
 
İBO'CU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İBO'CU
HAY-MAT-LOS
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Sep 2007
Üye No: 2996
Bulunduğu yer: DÜNYANIN HER YERİ
Mesajlar: 5624
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 82
22 Mesajına 88 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Chekist Nickli Üyeden Alıntı
İşiniz gücünüz nefret tohumları ekmek ve gerçekleri saptırmak. .
Kökenler önemli değil kardeşim. Önemli olanlar gerçekler. Biz Kahraman maraş Katliamı'nı, Çorum, Amasya kırımlarını Gördük.

6-7 EYLÜL 1955 de İSTANBUL'da azınlık satüsündeki vatandaşlarımızın, Özel harp dairesince ve sudan bahanelerle kışkırtılan insanlarımızca; fiziki saldıra uğradıklarını, mallarının yağmalandığını; taciz ve tecavüze uğradıklarından dolayı da Yunanistan'a gitmek zorunda kaldıklarını biliyoruz.

Sivas'da insanlar diri diri yakılırlarken müdahaleden ya aciz; yada yakmaktan yana tavır içinde olan; devlet görevlilerini izledik canlı yayında Televizyonlarda.

Arkasından Gazi Mahallesi katliamı geldi, Daha sonra da Hayata dönüş adı altında Haktan, hukuktan Daha da önemlisi DEVRİM'den yana olanlar ceza evlerinde üstelik devletin güvence ve koruması altındalarken kimyasal maddelerle yakıldılar.

Derileri elbise çıkartılır gibi soyuldu. Suçsuz ve silahsız insanlar roketlerle, bombalarla katledildiler.

Yakın zamanda Güvenlik görevlileri hastahanenin çocuk acil servisine 2009 yılı 1 Mayısı'nda Gaz bombası attılar hem de sırıtarak yerlerde debelenen kadını tekmelerlerken; unuttun mu.

Sence 2000 li, yıllarda Bunları yapanlar ve bunlara müsamahakar davranan devlet. DERSİM'de katliam yapmamış olabilir mi.

Sence ERMENİLERİ TEHCİR yaparken yok etmemiş, katletmemiş olabilir mi. TESCİLLİ FAŞİST Talat paşa'nın Özel ve resmi notlarında da bunlar ne kadar acıdır ki kanıtlandı ve ispatlandı.

1,200.000 ermeni tebaadan sürgün yerlerine sağ olaran intikal edenlerin sayısı ancak ve ancak 300.000 geride kalan 900.000 suçsuz ermeni insan sence buharlaştı yada uzaylılarca mı kaçırıldı.

Bırak Allah aşkına. Gerçeklerin takipçisi ol. İP Çetecilerinin ağzından yazma. Biraz olsun günümüzde yaşanan olumsuzlukları izleyecek olursan, yaşananların doğruluğunda sen de hem fikir olacaksın.

Ne demiş atalar; "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz." Cuk diye de işte buraya oturan bir söz. yukarda yazdığım iğrençlikleri yapanlar, sence katliam yapmamışlarmış.

Buna kim inanır ki; Bırak güldürme insanları.

Yaşayanlar, bizzat olayları bire bir görenler var.

Haaaa; unutmadan şunu da yazayım Ben DERSİM'li falan değilim. Atalarım bulgar göçmeni benim. Ama bu benim gerçekleri görmeme engel değil.

Neyse Biraz lafı uzattık herhalde.

Hak eden bütün yoldaşlara sevgiler saygılar bizden olsun.

______________________________________________________

TAA SPARTAKÜSTEN BİZE MİRAS KALAN; BİR SEVDA UĞRUNADIR.
DAĞLARIN DORUKLARINDA TÜKETİLEN ZAMAN.
DAYAMIŞ OMUZUNA SİLAHI, BİLİNMEZ NE DÜŞÜNÜR,
KİMBİLİR NERESİNDE SEVDANIN,
SEVİŞİRKEN GÖZLERİ ÇOBAN YILDIZIYLA;
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ,
NÖBETÇİ PARTİZAN.



İBO'CU isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-08-2010, 01:46   #14
 
byblack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
byblack
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Aug 2010
Üye No: 30526
Mesajlar: 1
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Bu konuyla alakalı elinde fotograf olanlar paylaşabilir mi arkadaşlar ?
byblack isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-08-2010, 08:30   #15
 
Avjin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Avjin
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Aug 2010
Üye No: 30615
Mesajlar: 55
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Bu konuyla ilgili 'Dersim Dile Geldi' diye bi kitap var eger okumadıysanız onu öneriririm gercekler guzel alınmıs kaleme roman tadında her solcunun okuması gereken kitaplardan biri bana göre. Ayrıca hala bu konuyla ilgili bi sorun daha var ki dersimden memleketlerınden sürgün ettirilen insanların mallarına tarlalarına devlet el koymus ve vermıyor. Mahkemeye verılıyor ama kimi kimi şikayet edıyoruz kı doğal olarak bu da sonucsuz kalıyor..

Hamile kadınları kücük bebekleri süngüleyen zihniyet... Bu bir vahset insanlık ayıbı tıpkı Sivas gibi..
Avjin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2010, 10:57   #16
 
911_for_peace - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
911_for_peace
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Dec 2009
Üye No: 27671
Mesajlar: 330
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

911_for_peace isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-08-2010, 11:25   #17
 
911_for_peace - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
911_for_peace
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Dec 2009
Üye No: 27671
Mesajlar: 330
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

38 - Dersim Katliamı Belgeseli ( Çayan Demirel )



Yapım Tarihi : 2006 Süre : 00:68:00 Türü : Belgesel Yönetmen - Çayan DEMİREL Danışman - Ali Naki GÜNDOĞDU Kurgu - Ali Haydar GÜLER Müzik - Metin Kemal KAHRAMAN Dersim isyanı belgesel film oldu... Dersim isyanı üzerine şimdiye kadar çok kez konuşuldu, yazıldı, kitaplar yayımlandı ve şimdi de belgesel konusu oldu. Çayan Demirel’in hazırladığı “38” adlı belgesel Dersim isyanını, belgeler ve tanıkların ağzından sunuyor izleyiciye.

Yukardaki paragraf belgeselin tanıtımından, kaynağını eklemeyi atladım bu yüzden emeği geçenleride not olarak düşelim.
911_for_peace isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24-02-2011, 21:05   #18
 
streax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
streax
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Aug 2010
Üye No: 30626
Mesajlar: 1
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

2 yıldır sosyalistim ve forumunuzu daha yeni okumaya başladım.ancak sizi eleştirdiğim noktalar onayladıklarımı geçti.bu yazıyı okurken dah en başından saçmalamışsınız.ya siz hangi soykırımdan bahsediyorsunuz.kulaktan dolma yada sadece bu forumda okduklarınızla tarih öğrenilmez.ermeni soykırımı diye bir şey yoktur.gerekli tüm belgeleri evrakları tehcir edilenleri ve hayatını kaybedenleri nette orijinalleriyle bulabilirsiniz.neymiş 1.5 milyon ermeni katledilmiş.o dönemde o bölgede yaşayan ermenilerin sayısı o kadar değil. bu belgeler sadece bize ait değil yabancı kaynaklı belgelerdir de.anladık devlete kininiz var ama bu kadar sallamaya gerek yok.
streax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-02-2011, 08:58   #19
 
nibelungen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nibelungen
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: Jan 2009
Üye No: 16884
Mesajlar: 43
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Streax Arkadaş
Bir katliama ses çıkarmak için onun illa soykırım olarak nitelenmesi mi gerekiyor? Yani 1,5 milyon Ermeni'nin değil daha az Ermeni öldüğünü kanıtlamış olursak Devletin techir politikasını haklı mı çıkartmış olacağız?
Bu devletin Ermenilere bakış açısının 100 yıldır hiç değişmemiş olduğunu Osmanbey'in ortasında Hrant Dink'i vuran katilin polislerle hatıra fotoğrafı çektirmesi göstermiyor mu?
Ayrıca devletin katliam ve techir politikası sadece Ermeniler için değil Rumlar Kürtler ve hatta Türkler içinde geçerli.
Kemal Yalçın'ın Emanet Çeyiz adlı kitabını bitirmek üzereyim. Orda mübadele sırasında Yunanlıların ve Türklerin neler yaşadıklarını o yılları bizzat yaşamış kişilerin ağzından aktarılıyor. Hani kanıtdan ve belgeden söz ediyosun ya bizzat yaşamış kişilerin anılarından daha iyi bir belge olmadığını düşündüğüm için söylüyorum. (Belkide ben yanlış düşünüyorumdur. Akademisyenlerin, tarihçilerin yada devletin belgeleri daha güvenilirdir) Sen şimdi diyeceksin ki "ama o yıllar savaş yıllarıydı bugünden bakarak değerlendirmemek gerekir". E peki 15-16 Eylül olaylarındada mı savaş vardı.
Devlet dediğin kokuşmuş mekanizma 1 Mayıs 1977'de Taksimde kendi vatandaşlarının üzerine ateş açtığın da da mı savaş vardı? (heralde orada toplanan herkesin kürt,ermeni, rum yada sscb ajanı olduğunu iddia etmeyeceksin)
Kahramanmaraş'da faşist köpekler sinema salonuna bomba atıp komünistler yaptı diyerek 100 kişinin ölümüne neden olurken devlet neredeydi?
1993'de Sivas'ta 37 kişi yakılırken devlet neredeydi? (aslında katliamı yapan bizzat devlet olduğu için neredeydi sorusuda yanlış oluyor)
Devletin güçleri her geçen gün bir devrimciyi bir komünisti katletmiyor mu ?
Devrimcilerin üzerine kudurmuş köpek gibi saldırmıyor mu?
Tabiki örnekler daha çoğaltılabilir. Uzun lafın kısası demem o ki devlet özelliklede sınırları içinde yaşadığımız devlet kuruluşundan bugüne kadar (ve kurulmadan öncede) katliamcıdır. Ermeni techiri bunlardan sadece biridir.
nibelungen isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Hızlı Cevap
Mesajınız:
Yazı şeklini sil
Kalın
Eğik yazı
Altı çizik

Grafik ekle
Alıntı yap [QUOTE]
 
Alanı Küçült
Alanı Büyült
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

“Hukuk, iktidarın fahişesidir”
Saat...


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.
SF Bloglovin RSS Paylaşımı